Yoku Game

Yoku Game Premimum product

SKU: 123456 Category:

Günümüz dünyasında tanrıların bütün güçleri ve heybetleri birer efsane oldu. Tuhaf yaratıklar, akıl
almaz güçler ve tanrıların büyüleri atalarımızla birlikte tarihe gömüldüler.
Bir baraj duvarındaki açıklıklardan sızan su misali yaklaşan kara tehlike dışarı çıkmaya çalışıyor gibiydi.
Hırslı ama cesur şövalyeler bağlılıklarını artık en çok para verene satarken birer kiralık katile
dönüşmüşlerdi. Ana yurtları sömürgeleştirmek için uzak diyarlardan gelen yabancılar da bu kervana
katılmıştı.
Bilge Ana(Kahin) artık iyice yaşlanmıştı. Görmeyen gözlerine rağmen o gün odada etrafında kimlerin
olduğunu bilebiliyordu. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Yeni bir düzen başlyacaktı ve çok kan
akacaktı. Kral bütün bunların farkındaydı zira son zamanlarda etrafta tuhaf tipler dolaşıyordu. Bir
arayış vardı ve fırtına öncesi son sessizliğin verdiği soğuk korkuyu ensesinde hissediyordu herkes.
Kahin çok önemli ip uçları vermişti ve kurtuluşun anahtarının ancak en iyi savaşçılarının elinde
olduğunu söylemişti
Ve Yoku halkı en iyi 8 adamını umutlarıyla beraber uzun ve meşakkatli bir yolcuğa uğurlamak için
hazırdılar.
Veda zamanı gelmişti. Herkes umutlarıyla beraber bu kahramanları uğurlamak için ayaktaydı. Çoluk
çocuk herkesin için endişe ve hüzün vardı. Ama az da olsa biraz umut.
Kral elini Endly’nin omzuna koyar ve derki; hangi coğrafyada olursan ol konumunun, yaşının ya da
nerede olduğunun hiçbir önemi yok. Sen liderlik etme gücüne sahipsin. Hiç kimse veya hiçbir şey
bunu senden esirgeyemez. Elbette bunu açığa çıkarmakta tamamen senin elinde evlat. Unutma ki
çoğu insan güçlenirken aslında güçlerinin olmadığını düşünerek vazgeçer. Bırak gücün açığa çıksın.
Onları eve getir …
Kahramanlar:
Endly: kralın hiç erkek evladı yoktu o kralın manevi oğluydu, lider ruhlu ve kılıç kalkan ustası tam bir
şövalye, aynı zamanda demircilik zanaatında da ustadır.
Fata: okçu. Menzilde iken hedefi ıskaladığını gören olmamıştır. Yokuların en iyi savaşçı
kadınlarındandır.
Maksalina: iki ucu bıçaklı sopasıyla yakın dövüş ustası ve kulakları bir kurt kadar hassastır.
Torason: heybetli kocaman cüssesi ve sadakatli bir yapıya sahiptir. Kabilenin en güçlüsüdür. Gülle,
mızrak, balyoz savaş silahlarındandır.
İfilyano: kıvrak zekası, becerikli elleriyle bir çok problemin hızlıca üstesinden gelebilir. Hızlı koşucudur.
Torasonla sık sık atışırlar. şakalaşırlar
Rdar: ekibin en yaşlısıdır. Bulunulan coğrafyayla ilgili tecrübe sahibidir. Yaşına rağmen hala iyi bir
savaşçıdır. Baltasının darbesinden kurtulabilmek neredeyse imkansızdır.
Berrella: ekibin üçüncü ve son kadın üyesidir. Çift kılıç ya da bıçak kullanır. O kadar sessizdir ki
geldiğini anlayamazsınız bile.
Qerpis: aşçılık koşunda uzamandır. Yemek yapmayı ve yemeyi çok sever. Eğlencelidir. Hikaye
anlatmayı sever. Bıçak ustası. Savaş durumunda pek önde olmasa da çift bıçak kullanır.
Bu sekiz kahraman dört tane özel madeni bulmaya bulmak üzere yola koyuldular. Düşmanlarından ya
da ileride daha büyük düşmanlık edecekleri kişilerden önce bulmalılardı aradıkları şeyi. Yani bu

yolculuk ve arayışta yalnız değillerdi. Bu ekibin düşmanlarından bir avantajı vardı KAHİN erkenden
haber vermişti ve eğer işler yolunda giderse diğerleri daha aramaya başlamadan önce bulabilirlerdi.
Fakat acaba öyle miydi, ya diğerleri kahinin mesajı verdiğinden haberdar iseler….
Aradıkları dört maden efsanelere göre tanrıların kendileri için yaptıkları özel mücevherlerdi. Bunlar,
altın, gümüş, bronz ve taştı. Ama her biri yeryüzünde olan emsallerinden çok farklıydı.

Kahi’nin verdiği verdiği bilgiler birer bilmece gibiydi.
Kahramanlarımız dört ayrı yolculuğa çıkacaklardı ve her bir varış noktasında bir madeni bulmaları
gerekiyor.
1). bereketli topraklardan geçip yemyeşil vadilerdeki tehlikeli ama bir o kadar ender hayvan sürülerini
geçin. Güneşin tam tepede olduğu anda en yüksek noktadaki kuşların dans ettiği yerde olun.
Rdar’ın bu konuda bir tahmini var gibiydi. Galiba buraya daha önce avlanmak için gelmişti.
Kendinden emin bir şekilde öne atılıp fikrini beyan etti. Endly söylediklerini mantıklı bulmuştu. Daha
iyi bir fikri olan yoksa artık yola koyulma vakti dedi.
Günlerce yol aldılar. At kullanmıyorlardı çünkü hem çok sessiz olmaları gerekiyordu hem de her an
saklanabilmelilerdi. At üstündeyken bunu yapmak zor olacaktı. Nihayetinde tırmandıkları son tepenin
üzerinden gördükleri yer alabildiğine yeşil kenarından serin suların aktığı hayvanların adeta bayram
ettiği bir yerdi. Burası gerçekten çok bereketli bir yerdi ve tam da aradıkları yer olsa gerekti. Ama bir
sorun vardı güneşin en dik geldiği anı kaçırmışlardı bu yüzdende bu gece burada konaklayacak bir yer
bulup ertesi günü beklemeleri gerekiyordu. Yanlarına aldıkları aldıkları erzağı idareli kullanmaları
gerekiyordu. O yüzden ertesi gün bir an önce bu işi halletmeleri gerekiyordu. Geceyi ateş yakmadan
kuru ekmek yiyerek geçirdiler. Ertesi sabah Endly ve Qerpis onları ite kaka uyandırdı. Hızlı bir
kahvaltıdan sonra öğle vaktini bekleyeceklerdi. Öğle saati çoktan geçmiş olmasına rağmen ortalıkta
kuş diye bir şey yoktu. Maksalina yakınlarda kuş sesi duyduğunu söyledi belki de yanlış yerde
durmuşlardı. Ve vadinin öbür tarafına geçmeye karar verdiler. Aşağıya indikten sonra bir tehlike
belirdi. Bu yırtıcılar belli ki uzun süredir bir şey yememişlerdi. Üzerlerine gelen korkunç aç ve son
derece yırtıcı bir sürüydü. Endly üzerine gelen hayvanı önce kalkanıyla savurdu sonra da tek kılıç
darbesiyle öldürdü. Fata hızlı iki ok atışı yapmıştı ve ikisini de indirmişti. Sonra gözü İfilliano ve
Qerpise takılmıştı onlara saldıran iki hayvandan kaçarken Fata’nın oku birini daha indirir bunun
üzerine İfiliano Qerpisin yardımına koşar hayvanın arkasından dolaşır hızını da kullanarak havaya
zıplayıp ve mızrağını savurur. O mızrak hayvanın postunu delip geçer. Geriye kalan birkaç yorgun ve
aç hayvan da korkup kaçarlar. Suyun karşısına geçtiklerinde yiyeceklerin nerdeyse hepsi ıslanmıştı
ekmekler hamurdan farksız olmuştu. Bu kötüye işaretti. Geldikleri yerde kuleyi andıran düzgünlükte
yüksek ve ince bir dağ görünür fakat bu aradıkları yer olmayabilir. Bunu anlamak için ertesi günü
beklemeleri gerekecekti. Kendilerine geceyi geçirecek güvenli bir yer bulmalılardı. Yolda ilerlerken
Endly aniden saklanın dedi. Herkes hızlıca saklanmıştı ama ne olduğunu idrak edememişlerdi henüz.
Birbirlerine soru soran gözlerle bakarken Maksalina “atlılar” dedi. Evet bir grup atlı geçiyordu. Belki
onları arıyorlardı. Belki onlarda kahramanlarımızla aynı şeyin peşindeydiler. Ya da belki de sadece o
an oradan geçen bir grup tüccardılar. Bütün bu olasılıklar mümkündü ama yapılması gereken
olabildiğince gizli kalmaktı. Endly gidiyoruz zaten çok vakit kaybettik dedi ve tekrar yola devam ettiler
dağı iyi bir açıdan gören ve güvenli sayılabilecek bir yer buldular sonunda. Mutfak işleri Qerpis’ten
sorulurdu. Ertesi gun meraklı bekleyiş devam etti. Tam ögle vaktinde güneşin en dik geldiği anda
birkaç kuş belirmeye başladı ve daha fazlası, daha fazlası başka kuşlar da belirmeye başladı.
Gökyüzünde bir kuş sürüsü oluştu. Dağın en uç noktasında sarı bir ışık belirdi ve bütün kuşlar oranın
üzerinde hortum şeklinde dönmeye başladılar hepsi aynı anda. Adeta dans ediyorlardı. Herkesin
şaşkınlığı yüzünden anlaşılabiliyordu. Aradıkları şeyi bulmuşlar mıydı acaba. Hemen oraya çıkıp o

ender altını almalılardı. Daha yaklaştıkça güneş kayboluyordu sanki bir ara tam karanlık olmaya
başladı ve önlerinde alabildiğine bir orman duruyordu. Merak ve heyecan yerini korku ve endişeye
bırakmıştı. Torason İfilliano’ya döndü ve “ne o korktun mu yoksa? karanlık ve tehlikeli yollardan
geçmeden zirveye ulaşmak pek zevkli olmazdı değil mi?” dedi. İfilliano’nun yüz ifadesini değiştirdi ve
altta kalmamak için “ben mükemmelden başkasını beceremem zaten” dedi. Endly hazır ve de nazır
olun dedi. her an tetikte olun dedi ve en önde orda daldı. Diğerleride peşinden girdiler. Fata oku
yayda hazır bekletiyordu. Ara ara kuş sesleri geliyordu onun dışında her yer fazla sessiz ve ıssızdı. Rdar
durumu anlamıştı. Bir ara Endly ile göz göze geldiler. İkisi de aynı şeyi düşünüyorlardı. Burası sürekli
karanlık olduğundan kuşlar dağdan gelen ışığa gidiyorlardı. (devam edilecek… buraya ormanda
geçirilen zamanla ilgili birkaç macera/aksiyon vs. bir şeyler eklenecek)

Dagın zirvesine çıkmaları biraz uzun ve de yorucu olmuştu. Ama ilk hedefe ulaşmış olmak buyuk bit
heyecanı da beraberinde getirmişti. Taşın içine monte edilmiş bir altın külçeye benziyordu. Onu alıp
hemen yola devam etmek gerekiyordu. Rdar bir balta darbesiyle sökup alabileceğini söyledi. Ki bunu
yapabilirdi. Ama Endly bunu riske edemezdi. Bıçagını çıkarttı ve bir kuyumcu titizliğiyle çıkartmaya
çalıştı altını bulunduğu yerden. Kulçe yerinden çıkarıldığında ormanın karanlığı son bulmuştu. Sanki o
orman ve içindeki canlılar lanetlenmiş gibiydi. Bir an evvel yola koyulmak gerekiyordu. Daha bulmaları
gereken uç maden daha vardı çünkü. Dağdan indikleri yer önceden geçtikleri yer değildi sanki.
Karanlık ve urkutucu uğultular kaybolmuştu.

2). Sudaki puruzlukleri bulun. Suda olmayan kaya size yol gösterecek.
Bir sonraki durakları bir nehir yatağı olacaktı. Kendi araların bilmeceyi tekrarlıyorlardı. “suda olmayan
taşı bulduğunuzda orayı kazın.” Her şeyden önce bulmaları gereken bir nehir vardı hepsi bunda hem
fikirdi. Yürümekten artık bitkin düştüklerini fark etmişlerdi. Artık oturup dinlenmek vaktiydi. Uygun
bir yer bulup kamp kurmaya karar verdiklerinde aslında ne kadar da aç olduklarını farkettiler. İffiliano,
Torrasona “hayret! sen bile fark etmedin acıktığını, o koca bedeni sürekli beslemen gerekiyordur.”
Torrason: “ konuşmayı keste yiyecek bir şeyler bul.” Dedi. artık avlanmaları gerekiyordu çünkü artık
yiyecek stokları kalmamıştı. Endly, Fata ve Rdar iki tavşanla döndüler. Bu av herkesi doyurmayacaktı
ama en azından bir sure idare edecekti. Endly her ne kadar ateş yakmanın kötü bir fikir olduğunu bilse
de bu durumdan taviz vermesi gerektiğini de biliyordu ve düşünceli bir şekilde etrafı izledi.
Fata İfilliano ve Torraso’nun atışmalarına kulak kesilip gülümserken Endly’yi düşünceli görünce yanına
gidip durdu. Üzerimizde dolaşan kuşlar bizi takip ediyor gibiler. Son uç gundur evet, bir görünüp bir
kayboluyorlar dedi. hemen ardından evet toplarnıyoruz daha çok işimiz var dedi ekibe. Şüphesiz Endly
bu işi temiz bir şekilde yapmak istiyordu. Kan dökülmeden. Fakat bundan kaçabilir miydi. Eski bir
akarsu yatağına benzeyen buyuk bir dag yamacında bulunan bir vadiye tırmanıyorlardı. Yuksekten
bakıp suyu ya da gödecekleri yönü daha kolay belirleyebilirlerdi. Bir anda yukarıdan aşağı kuçuk
taşların yuvarlanma sesleri duyuldu. Herkes dikkat kesilmişti. Adeta donmuşlardı. Rdar, yaban
keçileri sıkça dolaşırlar buralardan onların toynaklarının altından yuvarlandı bu taşlar herhalde.
İlerlemeye devam ettiler. Biraz sonra büyükçe taşlar yuvarlanmaya başlamıştı. En onde olan Endly,
ayrılın diye bağırırken son surat üzerine doğru yuvarlanan kayadan kaçamayacağı belliydi arkadakiler
telaşla onu uyarmak için bağırmaya başlamıştı ki o kalkanını hızla sırtından indirdi ve kayanın altıla
girerek onu üzerinden attı. Herkesin için içine soğuk bir serpilmişti. Rdara buradaki keçilerin
toynakları olduıkça buyuk olsa gerek buyuk kayaları yuvarlayabildiklerine göre dedi Maksalina. Evet
bunu yapanın yabani bir hayvan ya da suru olmadığı anlaşılmıştı. Yamaçtaki başka bir kayanın
arkasına saklanıp, olan biteni anlamaları ve plan yapmaları gerekiyordu. Gergin bekleyişe derin bir
sessizlik de eşlik ediyordu. Barrella sessizce ve fark edilmeden başka bir yoldan yukarı çıkıp olan-
bitene bakacaktı zira onu fark etmekte oldukça zordur. Çok geçmeden sesi duyuldu yukarıdan
Barella’nın burası temiz gelebilirsiniz dedi. Yukarı çıktıklarından görüş mesafesi epeyce

genişlemişti.Kahin verdiği bilgilere göre, aradıkları yer Yutah vadisindeki nehirden başka bir yer
olamazdı. Artık nehir uzaktan görünüyordu . Görünüyordu ama nehrin hangi kısmında durmaları
gerekiyordu? Bunu anlamanın tek yolu nehir boyunca ilerlemekti. Çünkü aradıkları şey bu nehrin
derinlikleriydi. Onlar ikinci maden olan ender gümüşü arıyorlardı bu evden uzak ve tuhaf yerde.
Nehre yaklaştıkları yer nispeten daha sıg bir yerdi. Endly, “burada ikiye ayrılmamız gerek. Bir yarımız
karşıdan bir yarımızdan bu taraftan ilerlemeliyiz. Sebebini anlayacaksınız” dedi. ifilliano, Barrella, Rdar
ve Maksalina karşıya yüzerek geçmeye başladılar. Torrason “hayret yüzme biliyormuşsun” dedi
İfillianoya gülerek. Artık ayrı kıyılarda ama aynı hizada ilerliyorlardı. Su gittikçe derinleşiyordu. Evden
ayrılalı nerdeyse 13 gün olmuştu ama ellerinde henüz sadece bir tane maden vardı. Ama bu da bir
şeydi. Moralleri ve enerjileri hep yüksekti endişe ve korkularına rağmen. Karşı kıyılarda birlikte
ilerliyorlardı artık. Bir gözleri nehirde diğeri etraftaydı. Gittikçe artan bir tuhaflık vardı. Epey yol
almışlardı ve hava kararmadan yiyecek bir şeyler bulmalılardı. Endly karşı kıyıya kamp yapıyoruz
işareti verdi. Onlar balık yakalamışlardı. Bu tarafta ise av daha iyi geçmişti bir yaban koyunu
avlamışlardı. İfillianonun ekibinin sadece balıkla yetinmesine gönlü razı olmadı Endly’nin ve
Torrason’a hayvanın koca butunu verdi ve karşı kıyıya atmasını söyledi. Torrason but’u bir ipe bağladı
ve bir kement gibi sallamaya başladı. Karşı kıyıdakiler bu olan biteni merakla izliyordu. İflliano “bahse
varım nehrin ortasını bulacak o lezzetli şey” dedi. Bu esnada Torrason hazırlıklarını tamamlamıştı ve
bir kement gibi sallamaya başladı ve sonunda bıraktı. Butun gözler havada hızla süzülen o et
parçasındaydı. Ve tam yerini bulmuştu. Karşı kıyıdaki çimenlerin üzerine duşmuştu. Barella onu aldı
ve İflliano’ya dönerek ben kazandım dedi. İfilliano “hey, iddiaya girmemiştik ki” dedi. yemekten
hemen sonra ateşler sönduruldu ve yola koyulma vakti gelmişti. Hava karardığında ay ışığı tam yeterli
olmasa da etrafı aydınlatıyordu. Ama ilerlemek için yeterli degildi. Ertesi gun devam ettiler ve sonraki
günde günler geçmişti ama ellerinde bir şey yoktu. İkiye bölunmuş olmakta ayrı bir problem teşkil
ediyordu. Düşmanları için bulunmaz bir fırsat olabilirdi bu. Yine sonuçsuz sonlandıkları günlerden
biriydi o gece dolunay vardı diğer gecelerden daha aydınlık bir geceydi. Kimi dinlenmeye çekilmişti
kimi biraz kestirmeye çalışırken maksalina etrafı dinlemekle meşguldü. Etrafı gözleriyle taradıktan
sonra gözü nehirde bir şeye takıldı. “Su zıplıyor mu orada” diye sordu Rdar’a. “Yoksa bir kaya mı var
orada”. Hayır burası devasa kaya parçaları için bile fazla derin. Galiba aradığımızı bulmuş olabiliriz.
Dedi heyecanla Rdar. Hemen bunu diğerlerine de bildirmeliyiz dedi Maksalina Rdar ona engel oldu.
Bırak dinlensinler. Yarın onlar da fark edeceklerdir zaten dedi. Ertesi sabah uyandıklarında Endly’i ve
değerlerini oraya bakarken gördüler. Hedef önlerinde duruyordu artık ama ona nasıl gideceklerdi.
“Endly’nin bir planı vardır. Yoksa bizi boşuna bu tarafa yollamış olamaz dedi” İfilliano. Fata’nın
oklarından birine halatın bir ucunu bağlayıp karşı kıyıya atmasını söyledi. Tabi bu iş Fata için çocuk
oyuncağıydı. Halat yeteri kadar uzundu. Endly halatın ortalarında bir yeri beline bağladı. Bu şekilde
suya girecekti aksi takdirde hem akıntı onu sürükleyecekti hem de dengede durması çok zor olacaktı.
Her iki taraftan halatın dengede tutulması gerekiyordu gerekiyordu. Endly suya ve karşı taraftakiler
onu çekmeye başladılar. Bu taraftakiler de onun akıntıya kapılmaması için halatı gergin tutuyorlardı.
Belirlenen hedefe varıldığında Endly doğru yerde olduğunu anlamıştı. Bu çeşit kapaklı kuyuya
benziyordu. Suyun en derinlerine kadar iniyordu bu. Muhtemelen Gumuş bu kuyunun en dibindeydi.
Endly plan yapmak uzere kıyıya geri çektirdi kendini. Önce kapağın açılması gerekiyordu ama kapak
açıldıktan sonra da birinin de kapağı akıntıya karşı tutması gerekiyordu bu sayede kuyu suyla
dolmamış olacaktı. Cunku aradıkları gumusun bu kuyunun dibinde olduğunu varsayıyordu. Bu iş için
en uygun aday tabiki Torrasondu. Önce Torrason ve gitti ve ardında da Endly. Kapağı açtıklarında
derinlerde ışıl ışıl parlayan gumusu gördüklerinde heyecandan dört köşe olmuşlardı. Kıyıdakilere de
bulduk işareti yaptılar. Torrason oraya giremeyecek kadar iriydi. Endly iki taraftan halata bağlı bir
şekilde ve kıyıdakilerin kontrolünde kuyuya inmeye başladı. Yere 10 metreden fazla bir mesafe kala
durdu. Bu arada yukarıda kapağı akıntıya karşı tutan Torrason halat için “bu kadar dostum” dedi.
Endly kalan mesafeyi halatsız inmek zorundaydı. Halattan kurtuldu ve kendini bir anda yerde buldu.
Aşağıda bunlar olurken yukarıda işler bir anda değişti. Nehrin yukarısından aşağı doğru bir sal dolusu
dövmeli, yarı çıplak bir gurup gelmeye başladı. Hepsi silahlı ve öfkeliydi. Tehditkar nidalar
çıkartıyorlardı. Torrason’a doğru geliyorlardı. Bu yabancıların aşağıdaki gümüşle bir bağlantıları
olduğu apaçıktı. Torrason onları Endlyden uzaklaştırmak için kendini akıntıya bıraktı. Gumuş külçeyi

eline alan Endly, şimdi yukarı çıkabilmenin planlarını yaparken halatın çekildiğini fark etti. Ve kuyu da
artık su alıyordu yukarıdan.

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetuer adipiscing elit. Aenean commodo ligula eget dolor. Aenean massa. Cum sociis natoque penatibus et magnis dis parturient montes, nascetur ridiculus mus. Donec quam felis, ultricies nec, pellentesque eu, pretium quis, sem. Nulla consequat massa quis enim. Donec pede justo, fringilla vel, aliquet nec, vulputate eget, arcu.

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetuer adipiscing elit. Aenean commodo ligula eget dolor. Aenean massa. Cum sociis natoque penatibus et magnis dis parturient montes, nascetur ridiculus mus. Donec quam felis, ultricies nec, pellentesque eu, pretium quis, sem. Nulla consequat massa quis enim. Donec pede justo, fringilla vel, aliquet nec, vulputate eget, arcu. Lorem ipsum dolor sit amet, consectetuer adipiscing elit. Aenean commodo ligula eget dolor. Aenean massa.

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetuer adipiscing elit. Aenean commodo ligula eget dolor. Aenean massa. Cum sociis natoque penatibus et magnis dis parturient montes, nascetur ridiculus mus. Donec quam felis, ultricies nec, pellentesque eu, pretium quis, sem. Nulla consequat massa quis enim. Donec pede justo, fringilla vel, aliquet nec, vulputate eget, arcu.